13 Ağustos 2015 Perşembe

Meteor Yağmuru Bahane!!


Çok romantiktir değil mi yıldızları seyretmek, hele ki kayan yıldızları? Neden? Uzayda uçuşan gök taşları dünyanın atmosferine giriyor, yanıyor, tutuşuyor ve sonra da  küle dönüp yok oluyor… yani aslında bilimsel, astronomik bir olay. Bunu neden içselleştirip dilekler tutup, yanımızda sevgililerimiz, eşlerimizle seyretmek bizde garip bir his yaratır? Belki de nadir olduğu için, her zaman görebildiğin bir şey değil sonuçta.

Belki de insan kendini o gök taşına benzetir bilinç altında; sevdiğinin atmosferine giriyorsun, yanıyor parlıyor en değerli şey oluyorsun, sonra da yanıp kül oluyorsun. Çok şiirsel oldu galiba J daha çok acayip şeyler yazabilirim bu basit doğa olayı hakkında, demiştim ya perde kalktı bi kere J

Bir ritüel gibi sevgilinle plajda, dağda ya da ormanda koruda yatıp yan yana onu seyretme, 1-2 tane yakalama çabası vardır. Görünce de ahh! Bak işte orada diye gösterirsin, ama diğeri için çok geç… ha işte böyle aynı anda belki 2-3 tane yakalarsın bir gecede. Birlikte görürsün, bitmesin diye de dua eder bazen görmesen de “gördüm, gördüm!!” dersin usanıp gitmesin, bitmesin diye. Biten çoktan bitmiş ama “an” devam ediyordur ve elinde kalan o “an”ın artık değerini biliyorsundur, bitmesin istersin işte…

Binlerce yıldızın altında saatlerce kafanı gökyüzüne dikmiş, yıldızlara bakıyorsun… yahu yıldızlar bahane! Bana ne kayan yıldızdan, meteordan! Bilmez ki kafam gökyüzüne dönmüşken gözüm sendedir…Biraz da üşüsün istersin aslında sana biraz daha sokulsun diye! hem çok keyifli hem de hüzünlü… yaşadığın andan ötürü bir keyif, kaybettiğini düşündüğün duygular için de bir hüzün (biraz edebiyat parçalayalım J )


Neyse, demem o ki gecenin köründe “meteor yağmuru izleyelim” diye evden çıkmak bahane! Vallahi… gerçek olan ise o “an” her şeye rağmen güzeldir sevdiğinle yalnız, yıldızların altında olmak, serin havada sıcaklığını hissetmek belki biraz dokunmak... biraz da sıcak çay...

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Tüm KEŞKE'lerim...


Bugüne kadar lise, üniversite kompozisyonları haricinde yazı yazmış biri değildim, ama artık yazabileceğimi biliyorum. Çok acıdır, keşke hiç bunu hiç yapamamış olsam, keşke yazdıklarım sadece lisedeki, üniversitedeki kompozisyonlarımda sınırlı kalsaydı ama zaten yazımın tümü neredeyse bu “keşke”lerle geçecek, şimdiden uyarayım J

18-20 yaşlarında her genç gibi benim de hayallerim, hayatla ilgili son derece pozitif beklentilerim vardı. Sanıyorsun ki iş-güç, para, aile her şey mükemmel olacak. Sonra yavaş yavaş gerçeklerle yüzleşiyorsun. Ha bunların hepsini gerçekleştirebilmek için her türlü imkana da sahiptim, normal bir çaba ile gerçekten herkes için çok mutlu (ya da en azından mutsuz olmayan) bir hayat kurabilirdim. Yapmadım, yapamadım… o yüzden de geri kalan zamanda tek söyleyebildiğim ve söyleyeceğim “keşke”lerle dolu cümleler olacak.

Ne bileyim insan belki de bu kadar şanslı olmamalı. Bunu bir süre sonra anlıyorsun aslında, çok şanslı olduğunu ve bu şansı kullanamadığını. Mesela gençlik yıllarında aile bakımından bu kadar şanslı olmasam, ne istersem arkamda durmasalar, maddi manevi sürekli ama sürekli destek olmasalar belki de yapmam gereken şeyleri daha önceden yapacaktım (ki çoğunu hala yapmadım). Güçlü olmam gerektiğini bilecektim ve böyle davranacaktım.

Bu kadar mükemmel bir eşim olmasa, bana sürekli “maddi! ,  manevi!” yıllarca destek olmasa, her hatamı ve onun için yapmaya söz verdiğim şeyleri yapmadığımda bana destek olmasa daha güçlü olabilirdim belki diye düşünüyorum. Ha bunlar bu insanların hata yaptığı anlamına gelmiyor, sadece bana güvendikleri anlamına geliyor.

Eşimle gerçekten büyük bir aşkla evlendik, çünkü çok mantıksızdı o zaman bunu yapmak, gereksizdi, bekleyebilirdik ve beklemeliydik de. Benim böyle olacağımı kimse bilemezdi ama, ben bile!! Herkesin güvendiği gibi bana, ben de güvenmiştim kendime, hayallerim vardı çünkü, hayallerimiz…
Burada, yaşananları spesifik olarak anlatmayacağım, aslında sorunlarımın hemen hemen hiçbiri direk olarak evlilik hayatı ile alakalı şeyler değil. Bunlar tamamen birinin yapmam gereken şeyler ve yapmadığı şeyler olarak çıkıyor karşıma ki evlenmemiş olsam da olması gereken şeylerdi, çok basit şeylerdi…

Neyse konuyu dağıtmayayım, dedim ya ilk defa böyle bir yazı yazıyorum, editöryel bişeyler beklemeyin J Eşimle tanışmamızdan yaklaşık 1,5 yıl sonra evlenmiştik. Ki onun fedakarlıklarının başlangıcı zaten evlenebilmek için olmuştu. Ha ben hiç mi bir şey yapmadım? Tabii ki yaptım. Ama hep telafi mahiyetinde oldu…

Ve sonra hayatımızın değiştiği gün, berbat bir durumdayken eşimin hamile kalmasıydı. Çocuk belki beni değiştirir daha çok çaba sarfeder ne yapar ne eder bakarım diye düşündüm, o an kendime de güvendim. Ama hiçbir zaman evimizin “direği” ben değildim, e tabii eksikliğimin birisi tarafından kapatılması gerekiyordu, böyle olmalıydı, oldu da… Ama düşünüyorum da yaşadıklarım sadece maddi bir şey değil! “keşke” tamamen böyle olsaydı ama değil! Düşün ki birisini ölesiye seviyorsun, ve o kişi senden sadece 1 tek şey istiyor 1!! ( yazı ile: BİR TEK ŞEY!) Ve sen yıllar boyunca bu bir tek şeyi yapmıyorsun. Karşındaki süre sonra soruyor sana “ bu nasıl sevgi diye” haklı, bu nasıl sevgi! Sevmeyi bile beceremiyorum demek ki. Ya da sevginin aşkın gerektirdiklerini anlayamıyordum ( ha öl dese ölürüm o derece seviyorum o ayrı).

Karşımdakinin mutlu olmasından mutlu oldum. Yani yeni bir şey alayım, şöyle bir yerde yaşayayım o zaman çok mutlu olurum diye düşünmedim. Yaptığım belki de büyük hata idi bu! Önce kendini mutlu et! Böylece karşındaki daha kolay mutlu edebilirsin…felsefe bu galiba ( ama bunu şimdi düşünebiliyorum)

Bu arada doğrudur evlilik bir süre sonra alışkanlığa, rutine bağlanabiliyor. Zaman zaman da bu rutini bozabilmek adına girişimlerim olmadı değil ama bu girişimler günlük, haftalık girişimlerdi. Hey şey maddiyata dayanıyor zannediyordum, ne alakası var! Bedava yapabileceğim o kadar çok şey vardı ki! Beklenti o kadar da yüksek değil be adam kullan işte bunu, bak sıçacaksın! Yok! Mal mal dur sen öyle…neden? Her kayıp gidişinde yeniden yakalamayı başarmıştım çünkü belki de. Ama derler ya çekirge bir sıçrar, iki sıçrar… buradaki çekirge benim, bayağı da bir sıçradığım doğrudur. Ama bir düşün yahu, atasözü bile var bu konuda. hooop!!

Neyse dedim ya TEK BİR ŞEY vardı istenilen diye. Ama o tek birşeyi yapmak yerine başka şeyler yaparak mutlu etmeye çalıştım karşımdakini fakat şunu anlamamıştım; başka şeyler değil ki o TEK BİR ŞEYdi mutlu edebilecek. Şimdi neymiş lan bu tek bir şey? Ne istiyormuş ki bu diye düşüneceksiniz. O TEK BİR ŞEY var ya aslında BENİM için istediği TEK BİR ŞEYdi, kendisi için değil. Yani onun için yapmam gereken o şey aslında gerçekten kendim için yapmam gereken şeydi, ha o şeyi hala yapabilirim ve yapacağım da. Ama “keşke” işte….

Belki de herşey bir şekilde yürüyor, devam ediyor diye düşünüp yeterince çaba sarf etmedim. İstemedim mi? Çok istedim ama beni durduran neydi onu da bilmiyorum! Neyse artık bişeyler beni durdurdu, olmadı… belki artık yapmam gereken şeyleri yapmak için çok geç ama şuandan itibaren şunu da biliyorum ki bu TEK Bir ŞEY ya da İKİ ŞEYİ isteyecek bir kişi daha olması. Bundan sonraki tüm çabam kaybettiklerime bir yenisini daha eklememek adına olacaktır. İnsanın içinde hala hep bir ümit kalıyor, böyle yaratılmışız. Bir şeylerle için çaba sarf edebilmek için ister kendin için ister başkası için içinde hep bir ümit parçacığı kalıyor, insan garip bir yaratık…

Bir gün tüm bu “keşkeleri” “iyi ki” ye çevirebilmek gibi bir ümidim var içimde, ümit işte saçma da olsa... Ha çok geç kaldığım şeyleri (ki genelde erkenciyimdir J) belki değiştiremeyeceğim ve bunun acısını hep yaşayacak ve yaşatacağım ama değişeceğim. “keşke” daha önce değişebilseydim.
Ben büyüdüm, büyümek acıtıyor ama tüm hatalarının, yaşadıklarının, yaşattıklarının önündeki perdeyi kaldırıyor. Hatırlıyorum çiçekli bir perde vardı, o artık yok! L Bunun bir süreç olduğunu düşünüyordum ama bende anlık oldu. “keşke” daha önce olsaydı.

Şimdi gelelim kıssadan hisseye. Herkes bence yaşadıklarından ders çıkarabiliyor, kesinlikle herkes. Ama burada sonucu etkileyen şey bu dersi ne kadar çabuk çıkarabildiğin, bazısı çabuk, bazısı geç. Geç olanlar için şimdiden geçmiş olsun….